Röportaj

İş başvurularında bulunduğunuz bir dönemdesiniz. Becerilerinizi, iş tecrübelerinizi olması gerektiği gibi yazdığınızı, hiç de fena bir özgeçmiş hazırlamadığınızı düşünüyorsunuz. Ancak henüz herhangi bir geri dönüş almadınız. İşte burada google’ın insan kaynakları yöneticisi Laszlo Bock devreye giriyor.Laszlo Bock’a göre bunun sebebi, yeteneklerinizi göz önünde bulundurarak doğru tercihler yapmamış olmanız olabilir. Kendi performansınızı ölçmek sizin için zor olabilir; fakat her zaman sizi diğerlerinden farklı kılan bir şeyler vardır ve özgeçmişinizde bu noktalara değinmek işinize yarayabilir. Bock, bu konuyla ilgili olarak, kendinizi ve dolayısıyla becerilerinizi biraz daha öne sürebileceğiniz, tecrübelerinize nitelik kazandırabileceğiniz bir liste oluşturmanızı öneriyor.

Özgeçmişinize ilişkin bir kaç sayısal veriyi liste halinde oluşturun

Listede başarılarınızı sayılar halinde kullanabilir, sınıflandırma ya da not verme yöntemiyle başarılarınızı değerlendirebilirsiniz. Ayrıca, hayatınız boyunca geçirdiğiniz evrelere dair detaylar vermeniz, tecrübelerinize farklı bir nitelik kazandırabilir.Eğer bir firmada finans sorumlusuysanız, firmada çalıştığınız süre boyunca anlaşma yaptığını firma sayısından, ciro artışından, hangi kalemlerde ne kadarlık bir tasarruf sağlandığından bahsedebilir bunları ne kadar detaylandırır iseniz o kadar çok kazanırsınız. Eğer satış alanında çalışıyorsanız satış gelirlerinin artışından, yıllık iş planından, hedeflenen satış rakamlarına ne ölçüde ulaşabildiğinizden kısaca bahsedebilirsiniz. İş hayatına yeni adım atmış bir öğrenciyseniz, liderlik yaptığını öğrenci kulübünün bütçesinden, bu bütçeyi nasıl kullandığınızdan, üye sayınızdan ve faaliyetlerinlerinizden rakamsal verilerle bahsetmeniz düşündüğünüzden daha yararlı olabilir.

Tüm Başarılarınızı listelemek

Laszlo Bock tüm başarılarınızı listelemenin faydasını şu şekilde açıklıyor: “Başarılarınızdan oluşan bir liste hazırlayın. Başarmak için neler yaptığınıza dair detaylar verin. Böylece sizi diğer adaylarla karşılaştırabilmeleri için bir temel oluşturmuş olursunuz. Ne kadar çok detay verirseniz, o kadar dikkate değer olursunuz. Çünkü bu detaylar, anlattıklarınızın gerçek tecrübelere dair olduğunun birer kanıtı olmuş olur. Başarılarınız size ilgi çekici görünmüyor olabilir ama işverenler en azından orijinal olmanızı takdir edecektir.” Google’ın İnsan Kaynakları Yöneticisi Laszlo Bock cv hazırlamanın bir kaç ince ipucunu bizler ile paylaşmış oldu. Bu ince ipuçlarından yararlanarak cv nizi hazırlarsanız çok daha kolay bir şekilde dönüş alacaksınız. Ayrıca Laszlo Bock kendi linkedn hesabından ipuçları vermeye devam ediyor.

Cezmi Kalorifer

Çoğu zaman yoğun iş temposundan biraz olsun kurtulmak adına yada boş zamanımızı harcamak için komik ve eğlenceli videolar izler, fotoğraflara bakar ve paylaşırız. Facebook’ta bu tarz paylaşımları yapan yüzlerce sayfa mevcut. Fakat birçoğu üye sayısı arttığında hemen reklam almaya başlıyor ve paylaşımların kalitesi düşüyor.

Bugüne kadar Facebook’ta yada Sosyal Medya’da “Cezmi Kalorifer ile Pastırma Tadında Paylaşımlar” başlığında içeriklere mutlaka rastlamışsınızdır. Benimde bu tarz paylaşım yapan sayfalar arasında tek takip ettiğim kalitesinden ve çizgisinden ödün vermeyerek kaliteleri paylaşımlar yapan “Cezmi Kalorifer” ile Sosyal Medya ve çalışmaları üzerine keyifli bir söyleşi yaptık.

Cezmi KaloriferCezmi Kalorifer kimdir kısaca tanıtırmısınız ?

Herşey kişisel profilimde paylaştığım şeylerin baya sevilip paylaşmasından sonra “dur ya bi sayfa açayım hiç değilse orda daha çok insana ulaşır” demesiyle başladı. 5000 kişi olsun benim olsun ile yola çıktım ama benim sevdiklerim insanlar tarafından da sevildi ve bir anda 10000’lere ulaştı sayfa. İlk açtığım sayfa 240bin’de, ikincisi 140bin’de, üçüncüsü 120bin kişide kapatıldı. Bu dördüncü sayfa bakalım nereye kadar gidersek. Kısaca ben içerik taciriyim insanlar bana yollar ya da ben araştırırım ve beğendiklerimi sayfada paylaşırım. İlk başta internetin abisi sloganıyla çıkmıştım bu dayı demek nerden geldi ilk kim çıkardı hatırlamıyorum ama güzel oldu.

Sizi takip edenlere sürekli yeğenim diye hitap ediyorsunuz ve onlarda size Cezmi Dayı diyorlar. İzin verirseniz bende raöportajıma size Cezmi Dayı diyerek devam etmek isiyorum :)

Günün her saati paylaşım yaparak günü dolu dolu yaşağıdığını görüyoruz. Cezmi Dayı internete günde kaç saat vakit ayırıyor ?

Çoğu zaman pc başındayım siteyi açtığımdan beri bunu iş olarak bildim. Hafta sonları çıkar gezerim bi. Onda da netbookumla bişiler paylaşmaya devam ederim.

Facebook’ta birden fazla Cezmi Kalorifer alt sayfaları görüyoruz. Bunların hepsini siz mi yönetiyorsunuz yoksa bir ekip olarak çalıştığınız kişiler var mı ?

Cezmi Kalorifer adıyla başlayan herşeyle 1 kişi ilgileniyor o da benim zaten:) Zaman nasıl geçiyor anlamıyorum o yüzden.

Cezmi Dayı’yı Facebook dışında Twitter’da da aktif olarak görüyoruz. Kullanıdığınız başka sosyal paylaşım ağı var mı ?

Google Plus vardı ilk başta güzel bi hevesle girdim baya takipçi edindim az üye olmasından dolayı. Fakat sonra plus fıss çıktı, Pinterest’e baktım bi ara bana göre olmadığını anlayıp devam etmedim. Twitter bile gereksiz bana göre ama insanlar seviyor bende bu yüzden kullanmaya mecburum gibi geliyor. Aslında benim varım yoğum site ama facebook sayfası olmasa sitede olmazdı.

cezmikalorifer.com’u adete bir paylaşım ve eğlence platformu haline getirmişsiniz. Burayı günde ortalama kaç kişi ziyaret ediyor ?

40 ila 50 bin arasında gidip geliyor. Bir kere 62 000’i gördüm. Gangnam Style’ın ilk patladığı zamanlardı.

İnci Sözlük, Ahmet Abi ile siyasete hızlı bir giriş yapmayı denedi ama başarılı olamadı. Cezmi Dayı’yı da yeğenlerinin desteğini alarak Cezmi Kalorifer Partisi (CKP) ile siyasete atılacak mı ?

Politikayı oldum olası sevmem insanların özgürlükleri kısıtlandığı için çok eleştirir karşı çıkarım fakat genede sevmem. Bana göre parti yok mesela. Akp ile ilgili alaycı bi video paylaşınca Chp’li, chp ile paylaşınca imamın ordusu üyesi, mhp ile paylaşıncada pkk lı oldum şu zamana kadar. Bende hepsiyle dalga geçen CKP’yi kurdum. Hepsine bir gönderme yaptım ama uzun sürmedi. Tabi yeni seçimlerde gene sanaldan adayım:) Biz eğlencemize bakalım millet neyin ne olduğunu biliyor zaten.

Yaptığınız paylaşımlar çoğu zaman internette fazlasıyla ilgi görüyor, peki bu paylaşımlarınızın sosyal meyda’da etkisini ölüçüyormusunuz? Hakkınızda neler konuşuluyor takip ediyormusunuz ?

Yok öle detaylı incelemem siteden videoları kaç kişi izlemiş ona bakıyorum sadece. Sayfanın istatistiklerine bile ayda yılda bir bakarım yok şu kadar kişi konuşuyor yok bu kadar kişi paylaşmış işin inciği boncuğu. Cezmi Kalorifer kaliteli paylaşım yapıyor densin bana yeter. Benim kitlem “Dayı eskisi gibi kaliteli şeyler paylaşmıyorsun” diyebilen bir kitle. Aslında bu benim paylaşımların çıtasını düşürdüğümden değil, o kişinin espri çıtasının yükseldiğinden. E herşeyde böyle değilmidir ? Doyunca hep daha iyisini daha fazlasını isteriz.

Cezmi Dayı’nın yeğenlerine yeni projeleri olacak mı ?

Olacak hemde çok güzel bi proje olacak. Büyük ihtimal İŞSİZLER sayfası ve bir kaç kaliteli sayfayla ortak bişi olacak. İşte eğlencenin adını o zaman koyacağız:) Ama zamanı var. Öncesinde kendi sitemi tekrar yapılandıracağım, sonra herkesin istediği mobil site olayına el atacağım. Bir de yardım projesi yapmak istiyorum egonomik.com ile bi kaç düşüncemiz var. Madem elimizde böyle bir güç var, pek tabi bunu güzel şeyler içinde kullanabiliriz kimsenin karşı çıkacağını sanmam.

Cezmi Kalorifer paylaşımlarına ulaşabileceğiniz adresler;

Facebook

Twitter

cezmikalorifer.com

Dijitalleşen hayatımızın vaz geçilmez bir parçası olan sosyal medyayı, sosyal ağları ve şirketlerin bu mecralarda kullanıcılar ile ilişkilerini AdresGezgini Sosyal Medya Uzmanı ve Yeni Asır Tv’de İnternet Medyası programını hazırlayıp sunan Işıl Yılmaz konuştuk.

Sorulara geçmeden önce bana vakit ayırıp sorularıma cevap verdiği için kendisine birkez daha teşekkürlerimi sunuyorum.

Not: Bu konuşma öncelikli olarak Semiyun adına yapılmıştır. Sonrasında kişisel blogumda yayınlanmıştır.

Sosyal ağ hesaplarını kendileri yönetmek isteyen kurumsal şirketler ile kullanıcı ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Birçoğu bu mecraları bir iletişim aracı olarak değil de reklam aracı olarak görüyor ve kullanıyor.

Sosyal medya son iki senede çok popüler oldu ve şirketlerin özellikle pazarlama departmanları tarafından sahiplenildi. Pazarlamacılar burayı ürünlerini duyurabilecekleri yeni bir platform olarak gördüler. Fakat ne yazık ki halkla ilişkiler ve kurumsal iletişim departmanları hala bu mecralara çok uzak. Ben bunu oyuna benzetiyorum: Önce kim sahiplenirse o lider oluyor.

Şimdilerde herkesin bir Facebook’ta hayran sayfası Twitter’da marka sayfası var. Kimi pazarlama mecrası olarak kullanıyor, kimi CRM amaçlı ve ilginçtir hepsinin de kendine göre takipçisi var. Demek ki tek bir doğru yok. Markanın hedef kitlesi neyse, marka takipçileri neye tepki veriyorsa ona uygun çalışmalar yapmak gerekiyor. Tabii, gönül ister ki bütün platformların diline uygun çalışmalar yapılsın, hayranlarla iletişim kurulsun, etkileşim artsın. Ama bu kadar kısa sürede ancak bu şekilde ilerleyebiliyoruz. Baby steps! :)

Geleneksel Medya ile Yeni Medya, diğer adıyla Dijital/Sosyal Medya arasında ciddi bir rekabet söz konusu. Dünyanın en saygın dergilerinde biri olan Newsweek tamamen dijital yayına geçme kararı aldı. Sizce Dijital Medya, Geleneksel Medya’yı bitirecek güce sahip midir ?

Bunu rekabet olarak görmek çok doğru değil bence. Bu bir savaş değil, aksine evrimin bir parçası. Her değişim sancılı olur; çünkü alışık olmadığımız, bir sonraki adımı göremediğimiz şeylerden ürkeriz. Geleneksel medyanın biteceğini kendi adıma düşünmüyorum, yani en azından yakın bir gelecekte bitmeyecektir. Özellikle Türkiye’de hala her sabah gazete alan, akşam evine gidince ayaklarını uzatıp televizyondan haber izleyen insanların oluşturduğu ciddi bir çoğunluk var. İnternet kullanıcı sayısı 35 milyona yakın ama tv izleyen 60 milyondan fazla insan var.

Uzun vadede değişimler, evrilmeler olacaktır elbette. Örneğin sosyal tv’ler, tablet gazeteler… Ama şimdilik yolumuz uzun gibi görünüyor.

Sosyal ağlarda reklam denince ilk akla Facebook geliyor. Sizce diğer sosyal ağlar Twitter, Linkedin, Instagram ve Pinterest’i bir Sosyal Medya Yöneticisi olarak nasıl görüyorsunuz? Sizce burada yapılacak reklamlar kurumsal şirketlere fayda sağlar mı?

Reklamdan beklentinize göre değişir. LinkedIn’de 40 yaş üstü çalışanlara ya da işletme sahiplerine ulaşmayı düşünüyorsanız, Twitter’da marka prestiji oluşturmayı amaçlıyorsanız kullanmalısınız. Ama düşük bir bütçeniz varsa ve marka bilinirliği yaratmaya çalışıyorsanız o zaman Facebook önemli bir araç olacak.

Türkiye’de Facebook reklamlarının bu kadar rağbet görmesinin en büyük sebebi 30 milyondan fazla kullanıcının tercih etmesi. Çoğu Facebook kullanıcısı internetin tamamının Facebook’tan ibaret olduğunu sanıyor, sabah uyanır uyanmaz profilini kontrol ediyor ve belki de tüm gün sayfada vakit geçiriyor. Dolayısıyla nicelik olarak sayı fazla ve kullanımı yoğun olduğu için markaların ilgisini çekiyor. Ayrıca hedefleme özellikleri de oldukça gelişmiş durumda.

Aynı zamanda Google AdWords sertifikasına sahipsiniz. Reklam konusunda Google AdWords mü yoksa Facebook Reklamları mı tercih ediliyor?

Google reklamları ile Facebook reklamları amaç olarak birbirinden oldukça farklı. Facebook’ta elde ettiğiniz hayranların ürün ya da hizmet satın alma davranışı göstermesi oldukça düşüktür. Ama fotoğraflarınızı beğenirler, yorum yaparlar. Google ise direkt satış amaçlı, ürün ya da hizmetinizle zaten ilgilenen kullanıcılarda farkındalık yaratırsınız.

2012 Instagram’ın yılı oldu ve çok hızlı bir yükseliş içerisinde ve bunu Facebook tarafından satın alınarak taçlandırdı. Facebook daha öncede aynı başarıyı yakalayacak olan FriendFeed’i de satın almıştı. Fakat satınalmanın sonrasında FF’e olan destek durdu ve kaderine terk edildi. Sizce Facebook aynı stratejiyi Instagram içinde uygulayıp ona rakip olmasını engelleyebilir mi?

Sanmıyorum. Friendfeed, Facebook’un benzeri bir siteydi. Durum güncellemesi yapıyordunuz vs. Ama Instagram mobil uygulama olarak ve en önemlisi sadece fotoğraf paylaşım sitesi olarak çıktı. Fotoğraf sosyal medyada en çok rağbet gören içerik.

Aralarında bir rekabet yok aksine Instagram Facebook’un gelişmesine katkı sağlayacak önemli bir araç.

Sizce Sosyal Ağlar – Markalar ve Kullanıcı üçgenini 2013’te neler bekliyor?

Artık davranışların anlamlandırılacağı bir dönem başlıyor. Umarım. :)

Uzmanlık alanınız ile ilgili sorulardan sonra birazda genel sorular yöneltelim :) Bir Sosyal Medya Uzmanı olarak zaten tüm çalışma saatlerinizi internet ve sosyal ağlarda geçiriyorsunuz. İş saatleri dışında normal bir kullanıcı olarak sosyal ağlara ortalama kaç saat vakit ayırıyorsunuz?

İş saati dışında mı? Öyle bir zaman yok sanırım. Ben her internete girdiğimde çalışıyormuşum gibi hissediyorum. :)

Sosyal Medya olmasaydı hangi işi yapmak isterdiniz? Hayalini kurduğunuz bir meslek var mıdır?

Çocuk kitapları yazmak isterdim. Umarım, yakında yazarım :)

Sizce 2012 de Sosyal Medya ya damgasını vuran olay neydi? Mesela gangnam style, oğlum bak git gibi.

Kesinlikle Gangnam Style.

Işıl Yılmaz Kısa Biyografi

Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji mezunu. 2010 yılından bu yana AdresGezgini’nde Sosyal Medya Uzmanı olarak çalışıyor. Bugüne kadar sosyal medya pazarlama üzerine Türkiye’nin birçok ilinde seminerler verdi. Üniversitelerde konuk hoca olarak ders verdi. 1 yılı aşkın bir süredir Taylan Demirkaya ve Esin Sayın ile birlikte Yeni Asır Tv’de İnternet Medyası isimli bir program hazırlayıp sunuyor. Markaların sosyal medyadaki bilinirliklerini arttırmak, pazarlama faaliyetlerine katkı sağlamak amacıyla yeni stratejiler geliştiriyor.

İletişim Adresleri:

http://www.isilyilmaz.com

http://twitter.com/isilyilmaz

http://www.linkedin.com/in/isilyilmaz

Bayanlar için herşey bir yana, alışveriş ve moda bir yana. Birde indirimli alışveriş olduğunda hayır denilemez bir hal alıyor. İnternet ve online alışverişin gelişmesi ve hızla büyümesi ile artık moda ve alışveriş kültürüde ülkemizde değişti.

Mağazalarda gezip zaman harcayarak yapılan alışverişlerin yerini online mağazalar veya indirimli satış sitelerinden alışverişler aldı.

Birde modayı yakından takip etmek lazım. Yeni trendler, yeni stiller, sokak modası, saç ve makyaj dünyası, ünlüler dünyası diye uzayıp gidiyor.. Böyle durumlarda moda blogları aranan kan gibi ihtiyacı karşılıyor. Güncel haberler, yeni stiller, trendler, fotoğraflar ve özgün yazılar hepsi bir arada.

 

 

Alışveriş Cini bu bahsettiğimiz moda bloglarından bir tanesi. Ocak 2009’dan bu yana yayında olan alışveriş cini modayla ve alışverişle ilgili her şey, indirim takibi, en yeni trendler, sokak modası fotoğrafları, ünlüler dünyası, saç makyaj güzellik ipuçları ve daha birçok konuya blogda yer vermektedir.

Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği mezunu olan alışveriş cini 2009 yılında başladığı blog hayatında ilgi çekici yazılarıyla ve sosyal medya’nın da gücünü kullanarak hızlı bir yükseliş gösterdi. İlk başarısını 2010 yılında En iyi Blog ödülünü alarak gösteren alışveriş cini facebook, twitter ve instagram’da takipçilerinin artışı ile birlikte moda konusunda tanınır biri oldu. Gittiği tatillerde, önemli moda etkinliklerinde aldığı özel davetler ile burada gördüklerini blogunda paylaşıyor.

Alışveriş cini e-posta yoluyla kendisine ulaştırdığımız sorular ile bizlere başarı öyküsünden bahsedecek.

Blog yazmaya karar vermeden önce moda ile şimdiki kadar ilgileniyormuydun ? Bilgiyasar Mühendisliği okudun fakat moda üzerine yoğunlaştın. Farklı bir alan tercih etmenin sebebi nedir ?
Modayı, alışverişi, giyinmeyi ve ayakkabıları hep sevdim ama blog yazmadan önce moda hayatımda bu kadar geniş yer kaplıyor muydu? Hayır. Boğaziçi’nde bilgisayar mühendisliği okudum ama kendimi hiçbir zaman yazılımcı ya da teknik  biri gibi göremedim. Sayısal ve sözel yönlerimin eşit ağırlıkta güçlü olduğunu düşünüyorum. Rakamlarla boğuşmayı ve analitik düşünmeyi sevdiğim kadar kelimeler arasında kaybolmayı ve girilikleri de seviyorum. Ayrıca normal işimden böyle alakasız bir alanda hobimin olması benim için çok daha keyifli.

Alışveriş ve Moda’nın hayatındaki yeri ve önemi ?

Şu anda blogum dolayısıyla hayatımda geniş bir yer kaplıyorlar. Tabii ki moda ve alışveriş bir insanın birinci önceliği olmamalı ama ilk izlenim denen şeyin, hem kendimizle hem de diğer insanlarla olan ilişkimizi çok değiştirdiğini düşünüyorum.  Bu konuda da stilimiz ve giydiklerimiz aslında dolaylı olarak hepimizin hayatında önemli bir rol oynuyor diyebiliriz, farkında olsak da olmasak da.

Blog hayatına ilk başladığın gün ile bugün geldiğin noktayı nasıl değerlendiriyorsun ? Başlangıçtan 2 yıl sonra “en iyi moda blogu”  ödülünü aldın. Bu kadar kısa sürede başarılı olacağını düşünüyormuyudun ?

Bu işin bu noktalara geleceğini ve bu kadar büyüyeceğini tabi ki başlangıçta ben de hiç tahmin etmemiştim. Sadece kendime yeni bir uğraşı ve hobi buldum diye seviniyordum. Yazmaya ve daha da önemlisi birileri beni bir şekilde bulup yazdıklarımı okumaya başladıkça blogu çok daha keyif alarak ve kendimi gün be gün geliştirerek yazmaya devam ettim. Başladıktan 1 yıl sonra en iyi moda blogu ödülünü aldım ve bu da beni inanılmaz motive etti. Sonrasında blog yazarlığının Türkiye’de popüler olmasıyla da beraber Alışveriş Cini çok büyüdü. Başlarda böyle bir amacım, düşüncem, hayalim bile yoktu aslında diyebilirim.

Bloguna günlük ne kadar vakit ayırıyorsun ve ortalam kaç ziyaretçi geliyor ?

Tam bir vakit söyleyemem çünkü blog benim hayatımda 24 saat var. Her dakika telefon elimde ya Twitter’da ya Facebook’ta ya Instagram’da bir şeyler paylaşıyorum, başkalarının paylaştıklarını takip ediyorum. Bu zamanları da doğrusu saymıyorum, saymaya gerek duymuyorum, çünkü keyif alarak ve yapmak istediğim için yaptığım şeyler. Ortalama 4500-5000 ziyaretçi her gün Alışveriş Cini okuyor.

Blog, Facebook, Twitter ve İnstagram. Hepsine ayrı vakit ayırıp, ayrı içerikler paylaşıyorsun. Bunların haricinde başka düzenli olarak kullandığın sosyal ağ veya yazı yazdığın bir gazete/dergi var mı ?

Her hafta düzenli olarak mahmure.com‘da yazıyorum. Onun dışında arada bir Pinterest ve Path’e de vakit ayırıyorum.

Gün içinde yapacakların için öncesinde bir zaman planlaması yapıyormusun ?

İşte bu benim en çok zorladığım konu! Çoğu zaman yapacak o kadar farklı farklı ve çok işim oluyor ki, hangisinden başlayacağımı düşünmekten hiçbirini yapamadığımı fark ediyorum. Bu konuda düzenli olmak, haftanın her gününü, hatta günün her saatini planlamak işe yarıyor ama dağınık bir insan olarak bunu çok uzun süre yapamıyorum.

Bir süredir seni İnstagram’dan takip ediyorum ve yurt dışına gezilerin çok fazla oluyor. Bu gezilerde gideceğin yerleri neye göre seçiyorsun ?

Benim yurt dışındaki gezilerim, genellikle iş gezileri. Yani ben seçmiyorum, seçsem her seferinde hiç gitmediğim başka yerleri görmek isterdim. Tatil amaçlı gittiğim ve kendim seçtiğim son dönemde bir tek İtalya var. İtalyanları sevdiğim, orada çok yapacak şey olduğunu bildiğim ve tabi ki İtalyan mutfağına bayıldığım için gitmek istedim.

Vaz geçemediğin ve artık senin bir parçan haline gelmiş eşya/cihaz(lar) ?

Sanırım iPhone’uma bağımlıyım. Onu evde unutursam ya da şarjı biterse kendimi eksik kalmış gibi hissediyorum. Bazı ayakkabılarımı, deri pantolon ve deri ceketimi de vazgeçemediklerim arasına koyabilirim.

Gezilere tek başınamı gidiyorsun ?

Çoğu zaman iş arkadaşlarımla gidiyorum.

Bu zamana kadar kaç ülke gezdin ? En beğendiğin ve defalarca giderim dediğin yer var mı ?

Bir sayayım… Amerika, İtalya, İspanya, Lübnan, Yunanistan, Polonya, Hollanda, İsviçre, Almanya, Çek Cumhuriyeti, Fransa, KKTC yani 12 ülke olmuş. Daha gidecek çoook yer var :) Genel olarak seyahat etmeye bayıldığım için bunların hepsine tekar gidebilirim ama Madrid, Paris bir de Los Angeles benim için özel. Bu üçünden sıkılmam.

Bu gezilerde başından geçen ve unutamadığı en ilginç olay nedir ?

Paris’te bavulum kaybolmuştu ve iki gün boyunca bavulsuz kaldım. İlk gün saat geç olduğu için alışveriş de yapamamıştım ve kıyafet olarak sadece üzerimde yolculukta giydiğim pembe eşofman altım vardı. O halde barlarda sabah kadar dans etmiş ve Paris’teki en eğlenceli gecemi geçirmiştim. Komikti :)

Son zamanların moda üzerine büyük bir çıkış yapan ve en popüler günlerini yaşayan sosyal paylaşım ağı Pinterest hakkında ne düşünüyorsun ? Paylaşımlarını burada da yapmayı düşünüyormusun ?

Pinterest kullanıyorum aslında ama diğerleri kadar sık değil. Seviyorum orayı da, çok orijinal ve gerçekten ilham verici şeyler buluyorum. Herhalde diğerleri yeterince vaktimi aldığı için ona o kadar çok zaman ayıramıyorum, her gün bakmasam da olur diyorum.

Blogunda Cin Cevap, Still Rehberi ve Ne Giydim gibi kategorilerde bir nevi still danışmanlığı yapıyorsun. Bu konuda profesyonel danışmanlık teklifi aldn mı veya yapmayı düşünüyormusun ?

Blogda okuyucularla interaktif paylaşımlar yapmayı çok seviyorum, böylesi çok daha eğlenceli oluyor. Stil danışmanlığı konusunda zaman zaman markalarla iş birliklerim oluyor. Çok da keyifle yaptığım, sevdiğim bir iş.

Moda ve still konusunda en başarılı gördüğün kişiler kimler ?

Jennifer Aniston’ın ve Charlize Theron’un duruşunu seviyorum. Kate Moss bence “moda ikonu” ünvanını en hakkıyla taşıyan isim. Olivia Palermo ve Alexa Chung’ın stilleri çok başarılı. Türkiye’de de Ece Sükan’ı çok beğeniyorum.

..ve son olarak moda üzerine blog yazmaya yeni başlamak isteyenlere tavsiyelerin neler olacaktır ? Bana da sosyal medya üzerine yeni başlayanlar hep bu soruyu soruyorlar :)

Evet bu soruyu ben de pek çok kez cevapladım :) Hep aynı şeyleri söylüyorum aslında, nacizane tavsiyelerim ne blogu olursa olsun bir tarzı olmalı. Oluşturdukları ve düzene oturttukları bu tarz ve konseptin dışına pek çıkmamaya gayret etmeliler ki okuyucu blogunuza ne için geldiyse blogunuzda onu bulsun. Sonra mutlaka özgün fikirler, yaratcı projeler olmalı, bir şekilde diğer bloglardan farklı olmalı. İçerik yönü çok kuvvetli ve kaliteli olmalı, hem yazılar hem de görseller. Türkçe’nin doğru kullanımına dikkat edilmeli, benim için bu çok önemli bir kriter. Facebook, Twitter gibi diğer sosyal medya mecralarda da aktif olunmalı. Okuyucularla iletişim, blogları diğer web sitelerinden veya dergilerden ayıran en önemli fark. Tabi ki buna çok özen göstermeli. Ve en önemlisi sosyal medyanın en önemli özelliği “samimiyet” asla kaybedilmemeli.

 

Alışveri cini’ni sosyal ağlarda takip etmek isterseniz;

Twitter kullanan bir çok kişi twitturk.com sitesini de biliyordur. Twitturk Turk twitter kullanıcıları bir araya toplayan sosyal ağ. Twitter hesabınız ile giriş yaparak katıldığınız sistem size bir profil oluşturarak indexlemeye başlıyor. Yazdığınız bütün tweetler, aldığınız retweetler, takipçi sayısınız, hakkınızda konuşulanları ve daha bir çok bilgiyi hızlı bir şekilde size filtreleyebiliyor.

Popüler tweeleri ve paylaşımları saatlik, günlük, haftalık ve aylık olarak görebilirsiniz. Neler ve kimler konuşuluyor bölümünden gündemi yakından takip edebiliyorsunuz.

Twitturk 21 Temmuz 2012 itibari ile 746 binden fazla kişiyi takip ediyor ve 106 milyondan fazla tweeti indexleyerek bizlere sunuyor.

Daha fazla bilgi almak isterseniz http://twitturk.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Bu yazımda sitenin kurucusu Furkan KURU ile Twitturk hakkında kısa bir röportaj yaptık. Siteye günlük kaç ziyaretçi geliyor, indexlenen veriler ne kadar yer kaplıyor ve yenilikler hakkında güncel bilgileri bizlerle paylaştı.

Twitturk.com’a günlük ortalama kaç tekil kişi ziyaret ediyor ?

  • Günlük tekil ziyaretçi sayımız 20.000, aylık 350.000 civarında.

Bugüne kadar 746 bin kişiyi ve 106 milyondan fazla tweeti veri tabanınıza kayıt ettiniz. Bu kadar tweet veri tabanınızada ortalama ne kadar yer kaplıyor ?

  • Ayda 30 milyondan fazla tweet ve retweet bize ulaşıyor. 30 milyon tweet 20 GB yer kaplıyor. Tweetleri kullanıcı adı, tarih, resim, kelime vs gibi her şeyine göre indeksliyoruz ve kolay arama yapabiliyoruz.

Twitturk’ün ingilizce versiyonu olan twitgap.com‘da bir zamanlar Justin Biber her alanda ambargosunu koymuştu. Fakat artık listelerde gözükmüyor. Bunun sebebi nedir ?

  • Justin Bieber sadece listeyi domine ettiği için değil aynı zamanda hakkında aşırı tweet yazılmasından ve retweet edilmesinden dolayı böyle gerekti. Örneğin 1 saatte hakkında 1 milyon tweet atılabiliyor. Daha güzel çözümler var aklımızda.

Twitturk iOS özel uygulamasından sonra Android uygulamasınıda görecekmiyiz ?

  • Twitturk Android planlarımızda var ama malesef tarih veremiyorum.

Son olarak Twitter Gruplarını yayına aldınız. Bundan sonra bizleri başka yenilikler bekliyor mu ?

  • Grupları yayına aldık ama henüz çok ön plana almadık. Bundan sonra sitede sadeleştirmeye gitme planlarımız var. Popüler tweetleri daha da ön plana çıkaracağız. Amacımız sadelik ve içeriğin daha güzel sunulması.

 

Zeki blogs ile tanışmam Youtube’ta Model grubunun Pembe Mezarlık şarkısı için yaptığı özel klibi izlemem ile gerçekleşti.

Yaptığı bu kaliteli çalışma sayesinde Facebook sayfasıyla da tanışma fırsatım oldu.

http://www.youtube.com/watch?v=WmZ9PDefaO4

“Paylaşmaya değer” sloganı ile sosyal ağlarda kaliteli paylaşımlar için oluşturulmuş bir platform. Güncel paylaşımlarını Facebook, Twitter,WordPress ve Youtube üzerinden yapıyor.

Son zamanlarda sosyal ağlarda kaliteli paylaşımlar yapan ender platformlardan biri olarak dikkatleri çekiyor.

Yaptığı özel klip ve kısa filmler çok beğeniliyor. Yakın zamanda Kemal Ekşioğlu gibi paylaşımlarından söz ettirecek biri olacağını düşünüyorum.

Daha önce Teknoblog kurucusu Sabri KÜSTÜR ile yaptığım ilk kısa röportajın ikincisini Zeki Blogs Editörü ile yapıyorum.

İşte röportajım;

Ne zamandır paylaşımlar yapıyorsun ? Bize Zeki Blogs’u anlatırmısın ?

Röportaja başlamadan önce eğer Model dinlemeyi seviyorsan,yine benim hazırladığım özel klip olan “Değmesin ellerimiz” video klibini izlemeni tavsiye ederim.Pembe mezarlığa göre daha iyi olduğunu düşünüyorum :)

Soruya gelecek olursak ; Zeki Blogs yaklaşık bir yıldır yayında olan bir platform.Aslında wordpress tabanlı olarak başlamıştı yayınlar; fakat paylaşımlarında etkisiyle Facebook daha fazla ön plana çıktı.

Zeki Blogs, bana göre kullanıcısıyla,yorumlarıyla,paylaşımlarıyla farklı,samimi ve kaliteli içeriğe sahip bir platform.. Kullanıcı sayısını arttırmak için binbir türlü oyunlar içerisine giren bir oluşum değil.Kaliteyi,farkı fark edebilen insanların etkileşimde olması taraftarı bir yer.İnsanlar burada kendilerinden bir parça bulabilirler.

 

Günde kaç saatini bu iş için ayırıyorsun ? Bunların dışında ne iş yapıyorsun ?

Aslında “Şu kadar saat ayırıyorum.” diyebilmek zor ; çünkü hiç belli olmuyor.Bazen 15 dk ayırıyorum bazen 5 saat..O anki ruh halim,paylaşacağım öğenin konsepti ve sahip olduğum boş zaman ile doğrudan bağıntılı..Zeki Blogs dışında özel bir firmada yönetici olarak çalışıyorum.

Her önüne geleni paylaşmıyorsun, öncesinde bir elemeden geçirip en iyilerini yada en iyilerin arasına girecekleri bulup bizlere sunuyorsun. Bunları neye göre seçiyorsun ?

Aslında kendi ilgi alanlarıma ve beğenilerime göre bir şeyler paylaşıyorum.Farkındaysanız Zeki Blogs tek bir konsept üzerinden ilerlemiyor.Yeri geliyor bir kısa film paylaşıyorum yeri geliyor bir karikatür,bazen bir film eleştirisi bazen bir sanatçının eserlerigibi gibi.. Günlük hayatında Zeki neleri takip ediyor ve değerlendiriyorsa aynı şekilde Zeki Blogs’ta yayınlanıyor.Fakat elbette her beğendiğimi de yayınlamıyorum :) Yayınlayacağım paylaşımların her birinin kendi kategorisine göre ayrı bir değerlendirilme durumu var..Mesela paylaşacağım şey bir video ise kaliteli görüntü,ses,içerik,samimiyet,yaratıcılık,düzenlenebilirlik durumu gibi unsurlar önem taşıyor.Benzer şeyleri diğer paylaşımlarda da inceliyorum.

Şimdiye kadar yaptığın paylaşımlarının arasında en beğendiğin hangisidir ?

“Kelimelerini değiştir.” isimli kısa film.. Kısa filmleri izlemeyi seviyorum.Zeki Blogs henüz yeniyken tesadüfen denk gelmiştim o kısa filme.Hoşuma gitti,etkileyici buldum..Türkçe altyazısı yoktu.Alt yazı ekledim ve yayınladım.Sosyal medyada Zeki Blogs’a ivme kazandıran,diğer paylaşım sitelerinde ve haber sitelerinde yer alan bir video haline geldi.Zeki Blogs’un tanınmasını sağladı.Etkisi ve içeriği açısından en sevdiğim paylaşımımdır.

Son olarak kendi yaptığın veya yapmayı düşündüğün çalışmaların veya projelerin var mı ?

Daha önceden yaptığım çalışmalar arasında benim de samimiyetlerine inandığım, Facebook’ta grupları bulunan “Gönüllü Palyaçolar” ekibi için video düzenleme çalışmalarım var.Lösemili ve yardıma muhtaç kişilere yardım eden tamamen gönüllü insanlardan oluşan bir topluluk.

Bunun dışında birkaç web tasarım çalışması gerçekleştirdim.Reklam ve seo çalışmalarında bulundum.

İlerleyen günlerde gelişebilecek pek çok proje var aslında.

*Sosyal Medyacılar – Sosyal Medyada etkin olan isimlerin bir arada toplanacağı ve gerektiğinde birlikte hareket edeceği bir platformun projesi

* Yerel Sosyal Medya Platformu – Bulunduğum şehirdeki sosyal medya etkileşimlerinden yola çıkıp,somut aktivitelerle bağlanacak bir platform çalışması.

Bu arada sen de oldukça kaliteli bir içeriğe sahipsin,röportaj için teşekkür ederim,çalışmalarında başarılar.

Hızla gelişen teknolojiyi, son çıkan ürünleri ve gelişmeleri hızlı bir şekilde öğrenmek ve gündemi takip mi etmek istiyorsunuz ? O zaman sizlere teknolojiyi çok yakından takip eden ve hızlı bir şekilde güncellenen Türkçe kaynak olan Tekno Blog sitesini tavsiye ederim.

Benimde düzenli olarak takip ettiğim tek teknoloji sitesidir.

Teknoblog aynı zamanda kendi içerisinde 5 ayrı kategoride sitelere ayrılmış bulunuyor.

Teknoblog.tv – Teknoblog.biz – Tekno3D – TeknoHD – Teknovideo

Bu kadar haberi ve gelişmeleri bizlere hızlı bir şekilde yansıtan büyük bir ekip var sanırısınız fakat yanılıyorsunuz. Teknoblog’un arkasında sadece bir kişi var, ismi Sabri KÜSTÜR.  Tek bir kişinin bu kadarını yapması iyi bir başarıdır.

Bu işi başarı ile yapan bir kişi olan Sabri KÜSTÜR’e Teknoblog’un mutfağını ve işin sırrı ile ilgili kısa bir röporjat yaptım. Aynı zamanda sitedeki ilk röportajım oluyor.

Öncelikle Sabri KÜSTÜR kimdir ? Bize kendinizden bahsedermisiniz ?

1983 Antalya doğumluyum. Hayatımın üniversiteye kadar olan kısmı Antalya’da geçti. Üniversiteyle birlikte İstanbul kısmı başladı. İTÜ Elektronik-Haberleşme Mühendisliği mezunuyum. Ayrıca Boğaziçi Üniversitesi’nde Elektrik-Elektronik Mühendisliği’nde master yaptım. Üç sene özel bir telekomünikasyon şirketinde çalıştım. Bu esnada bir yandan da Teknoblog’u geliştirmek üzerine çalıştım. 2011’in başı itibariyle de diğer işimi bırakıp tamamen Teknoblog’a odaklandım. Yaşam biçimim ve hobim olan teknolojiyi işim haline de getirdim.

Teknoblog ne kadar süredir yayın hayatında ?

Teknoblog.com alan adını 2005 yazında kaydetmiş ve o zaman Blogger.com altında açmıştım. O zamanlar Teknoblog ana projem değildi, bu nedenle üzerine fazla eğilmemiştim. Bu nedenle Teknoblog için esas başlangıcı 2008’in sonu sayabiliriz.

Günde kaç saatinizi bu iş için ayırıyorsunuz ?

Uyku saatlerimin dışında kalan tüm zamanımı bu iş için ayırıyorum desem yeridir. Teknoloji dünyası dinamik bir yapıya sahip, bu nedenle hayatımı da ona göre planladım diyebilirim. Ancak mobil teknolojilerin ve iletişim olanaklarının gelişmesi sayesinde diğer işlere de rahatlıkla vakit ayırabiliyorum.

Yazıları hep siz yazıyorsunuz, sizde başka yazar var mı ?

Çeşitli dönemlerde yazılarıyla katkıda bulunan çeşitli arkadaşlar var, hepsine buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Şu sıralar yazıları sadece ben yazıyorum.

Sabri KÜSTÜR
Bir CROVU Yazılım Danışmanlık ve Ticaret A.Ş. iştirakıdır.
DMCA.com Protection Status